ZOKEV

Ana Sayfa arrow Haberler arrow Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Coşgun'un panel açış konuşması
Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Coşgun'un panel açış konuşması Yazdır E-posta
Yazar ZOKEV   
Pazartesi, 01 Mart 2010

Sözlerime başlamadan önce hepinizi şahsım ve vakfım adına saygıyla selamlıyorum. On beş yıldır Zonguldak’ın sosyal ve kültürel yaşamı üzerinde kalıcı izler bırakan etkinlikleriyle kamuoyunun gündeminde olan vakfımız, sosyal sorumluluk bilinciyle yine önemli bir konuyu masaya yatırmak üzere sizlerin karşısına çıkıyor. Kuruluşumuzdan bu yana kentimizin gündemini meşgul eden konularda ortak akıl ve çözüm yollarını araştırmayı kendimize görev edindik. Son birkaç yıl içinde olgun bir tartışma düzeyi içinde gündeme getirdiğimiz Kent Tarihi, Zonguldak’ta Spor başlıklı bienaller ve Lavuar Alanı Ortak Çözüm Çalıştayı gibi konulara bugün Dünden Yarına Filyos paneli ile yeni bir halka ekliyoruz.

Değerli konuklar, az sonra aramızda bulunan değerli konuşmacılar kendi alanlarıyla ilgili yapacakları sunumlarda, Filyos’un önemi konusunda görüşlerini bizlerle paylaşacaklar. Bu nedenle ben Filyos üzerine uzun uzun konuşmak yerine, bu panelin düzenlenmesindeki amacımız üzerine satırbaşlarıyla birkaç söz söylemeyi yeterli görüyorum.

Bizler, ZOKEV yönetim kurulu olarak bu paneli düzenlemeye karar verirken, bu yörenin salt bir sayfiye ya da ören yeri olmadığını, sahip olduğu zengin potansiyeliyle bunun çok daha ötesinde farklı anlamlar taşıdığını düşündük ve günümüzde sıkça yapılan Filyos tartışmalarına farklı boyutlar kazandırılması gerektiğine inandık. Filyos’a yalnızca reel ekonominin soğuk ve tek yönlü penceresinden değil,  sürdürülebilir ekonominin, turizmin, arkeolojinin, ekolojinin, kentlilik bilincinin sarmaladığı pencerelerden de bakılmasının yararlı olacağına karar verdik.

Antik dönemin ünlü coğrafyacısı Strabon, ünlü Geographica adlı yapıtında, Filyos’un ”önemsiz bir yer” olduğunu belirtir. Yapıtları ve gezdiği yerler ile ilgili saptamalarıyla çağlar boyunca tarihçilere, antropologlara, yerbilimcilere rehber olmuş Strabon’a saygımız büyük ama Filyos konusunda ne yazık ki bizler Strabon’la aynı görüşte değiliz. Değiliz, çünkü Filyos’un tarihsel geçmişini Strabon’dan çok daha iyi biliyoruz; değiliz, çünkü bölgenin yaşam kaynakları zenginliğinin yalnız bugüne değil yarına da ışık tuttuğunun bilincindeyiz; değiliz, çünkü bizler bu bölgede yaşıyoruz ve yaşadığımız yeri seviyoruz; değiliz, çünkü gerçekler Strabon’la aynı şeyleri söylemiyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2006 yılında başlatılan ve hocamız sayın Prof.Dr.Sümer Atasoy’un başkanlığında yürütülen  kazılarda edinilen bulgularla gördük ki, Filyos hiç de önemsiz bir yer değilmiş. Topraktan adeta fışkıran ve gün yüzüne çıkmak için çırpınan kalıntılar bize önemli bir geçmişin ve uygarlığın izleri üzerinde yaşadığımızı gösteriyor. Bu kazılar bir yandan bizi kentin gizlerle dolu geçmişi hakkında aydınlatırken, diğer yandan da bugüne kadar yalan yanlış öğrenegeldiğimiz bilgilerin değişmesini, yerleşik ezberlerin bozulmasını sağlamıştır. Kent adına Sümer hocamıza bu anlamda elbette kocaman bir teşekkür borcumuz var ama bu borcumuzu kuru bir teşekkürle geçiştirmeyelim. Bu kentte bulunan, sorumluluk sahibi her kişi ve kurum tüm olanaklarını zorlayarak kazı çalışmalarını desteklemelidir. Helenistik dönemde yapılan sur duvarlarının önce Roma, daha sonra Bizans dönemlerinde taş taş üstüne koyularak ayakta tutulması, kavimler arası imecenin güzel bir örneği olduğu gibi, geçmiş uygarlıkların yıkma değil, yapma temelli bir anlayışa sahip olduklarını da gösteriyor. Modern çağın temsilcisi olan bizlerin, onlarca yüzyıl öncesinde yaşayan insanlardan daha uygar olduğumuzu göstermemiz, her şeyden önce tarihe karşı asli borcumuzdur.

Değerli konuklar, önemli bir ekolojik yaşam alanı olan bölgemizin doğal unsur ve kaynaklarının korunması da bizler için yaşamsal zorunluluk taşımaktadır. Mustafa Sözen hocamızın önderliğinde bir ekibin bölgede yaptığı çalışmalar sonucu saptanan biyo çeşitlilik, sürdürülebilir kalkınma ve çevre anlayışının biricik anahtarı gibi görünmektedir. İnsan eksenli bir dünya yerine, dünyayı paylaştığımız tüm canlılarla ortak yaşamayı eksen edinen anlayışın ideal olduğunu düşünüyoruz. Bunun için de, bölgenin geleceği adına tasarlanan her projede bu idealin gerçeğe dönüştürülmesini bekliyoruz.

Endüstriyel gelişimin ekonominin başat öğesi olduğu gerçeğinin ayırdındayız. Ancak ekonomik ömrü en fazla 40-50 yıllarla sınırlı yatırımlar için doğanın, tarihin, daha geniş bir anlatımla ifade edersek geleceğin yok edilmesini anlamamız ve kabul etmemiz mümkün değildir. Bize yalnızca geçmiş kuşaklarca miras bırakılan değil, gelecek kuşaklarca da emanet edilen değerlerimizi har vurup harman savuran mirasyedi mantığıyla heba etmemeliyiz. Yatırımların temel belirleyicilerinden biri olan sosyal fayda analizleri yapılırken, sürdürülebilir kalkınma ölçütlerinin öncelikli olarak dikkate alınması gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde atılan taşlar ürkütülen kurbağalara değmeyecektir. Bunu ille de örneklememiz gerekirse, insanla deniz arasına konulmuş bir barikat gibi duran Filyos balıkçı barınağı bir olumsuzluk anıtı olarak gözlerimizin önünde durmaktadır. Belki bazılarının hala övünç duyabileceği bu sözde yatırımın aslında, bir kent suçunun ötesinde anlam ifade etmediğini açıkça belirtmeliyim. Bugün çeşitli vesilelerle gündeme gelen geleceğe yönelik planlama çalışmalarının aynı yazgıyı taşımaması başlıca dileğimizdir. Çünkü Filyos sıradan bir uydu kent değildir. Tarihsel ve doğal dokusuyla özel bir kent olan Filyos için atılan her adım büyük bir özen taşımalıdır. Ve atılan her adım iki bin beş yüz yıl önce kenti kuran Tios’un soylu çocuklarına yakışmalıdır.

Değerli konuklar, Filyos’un geçmişi ve geleceği üzerinde çalışan, ortaya koydukları çabalarla zaten peşinen gönlümüzü kazanmış olan değerli panelist konuklarımıza bizleri kırmayıp aramızda bulundukları için huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Panele sağladıkları destek için sayın Valimize, sayın Rektörümüz nezdinde Zonguldak Karaelmas Üniversitesine ve TMMOB Makine Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi yöneticilerine teşekkür ediyorum.

Panelimize katıldığınız için siz değerli konuklarımıza teşekkür ediyorum.

Filyos’la ilgili bu panel düşüncesinin ortaya çıktığı günden bu yana özverili çalışmalarını ve katkılarını esirgemeyen ZOKEV üyesi çalışma arkadaşlarımı da sevgiyle kucaklıyorum.

Panelin Filyos’a ve Zonguldak’a yararlı olması dileğiyle, saygılarımı sunuyor, sözü paneli yönetmek üzere değerli hocam Sayın Prof .Dr. Türkan Kopaç hanımefendiye bırakıyorum.

Son Güncelleme ( Salı, 04 Mayıs 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >